.

29/5/2008 - dini giflerim

Kategori: guzel dinimiz

Arkadaşlar Lütfen Blogumun Sayfalarını katagorilerden Seçin Emin Olun Daha Çok Eğleneceksiniz İyi Eglenceler Sevgiler Gizoş...

 

 













 




 



 



 

 



 






 



 

 


 





Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/4/2008 - kabir hayatı

Kategori: guzel dinimiz

Arkadaşlar Lütfen Blogumun Sayfalarını katagorilerden Seçin Emin Olun Daha Çok Eğleneceksiniz İyi Eglenceler Sevgiler Gizoş...

 

KABİR HAYATI

 Kabir hayatına veya kitabımızda belirtildiği gibi kabirdeki durumlara gelince ey kardeşim! Bilmelisin ki Allah her ikimizi de, beni de seni de muvaffak kılsın, başarı imkânını versin. Cenaze kabre konulup defin işlemi bittikten sonra, artık ka­birde Münker ve Nekir adı verilen iki meleğin sorgusuyla kar­şı karşıya kalır. Kabre konulan kişi, kendisini getirip kabre bırakanların oradan ayrılırlarken ayak seslerini duyar. Çünkü artık kabre konulup sorgu işlemi başlaması amacıyla ruhu kendisine yeniden dönmüştür. Çünkü kendisini sorgulaya­cak olan melekler karşısında sorulanları anlayabilmesi için duyu organları, ruhu ile birlikte bedene dönmüştür. Böylece kendisine sorulanları anlayabilsin ve buna göre onları ce­vaplamış olsun.Buhari ve Müslim’in Enes’ten rivayete göre Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

Şüphesiz kul kabrine konulup onu oraya koyan ar­kadaş ve yakınları kabrin başından ayrılıp giderlerken, kabre konulan kişi ayrılanların ayak seslerini işitir. Kabre koyanlar oradan ayrılırlarken iki melek gelir ve onu oturturlar ve kendisine şöyle sorarlar; Sen şu Muham­med denen adama hakkında ne dersin, diye sorarlar. Eğer ölen mümin biriyse, cevabı şöyle olacaktır: Onun Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim. Bunun üzerine melekler ona: Hele cehennemdeki yerine bir bak, Allah bunun yerine sana cennetten bir yer verdi, derler. Böylece o kişi hem cennetteki yerini ve hem cehennem­deki yerini görür, o iki melek tarafından her iki yeri de kendisine gösterilmiştir. Böylece kabrinden kendisine oraya doğru bir kapıılır.

Eğer kabre konulanlar kâfir veya münafık biri ise, bunlar meleklerin sorularına, bilmiyorum diye cevap ve­receklerdir. O ben de herkesin söylediği gibi söylerdim, der. Bunun üzerine kendisine, “Bilmez olaydın, okumaz olaydın” denir. Sonra da melekler ona, ellerindeki de­mirden bir tokmakla iki kulağının arasına, ensesine bir tokmak indirirler ki, bu darbenin şiddetinden dolayı attığı çığlığı insan ve cinler dışında ona yakın olan herkes du­yar.[1]

Kabirde ruhun bedene tekrar dönmesi ve orada ölenin diriltilmesi olayı, bizim mahiyetini pek anlayamayacağımız bir olaydır. Çünkü bu olay ahiret hayatını ilgilendiren bizim ise anlatmaktan aciz kaldığımız bir konudur. Beşer aklı bunun mahiyetini kavramaktan acizdir, bunu ihata edip kavrayamaz da. Tıpkı şehit düşenlerin hayatı gibi eğer buna iman gereki­yorsa durum böyledir. Çünkü şehitlerin hayatıyla alakalı ola­rak Kur’an’da ayet vardır ve ayrıca bu konuya ilişkin olarak elimizde sahih nass yani delil bulunmaktadır. Nitekim Celaluddin Süyuti der ki:

Cumhura yani âlimlerin çoğunluğuna göre hepsi dirilir bunların. Gelen eserlerin zahirine bakılırsa, bunların bir kısmı değil, hepsi dirilir.

Kardeşim şunu iyi bil ki, Münker ve Nekir denilen o iki melek ölenin yanına çok korkunç ve ürpertici bir suretle ge­lirler. Bu iki melekle ilgili olarak Ahmed b. Hanbel şöyle bir tanıtım getiriyor, diyor ki bu melekten siyah ve mavi renkte­dirler. Bunlardan birinin alt dudağı ta göksüne kadar sark­mış, azı dişleri ise neredeyse yeri yaracak kadar uzamış bir haldedir. Bunlardan birinin elinde bir kamçı bulunmaktadır. Eğer insanlar ve cinler onu kaldırmak için bir araya toplan­salar onu asla yerinden bile oynatamazlar.

İşte bu iki melek bu şekil ve surettedirler. Çünkü her ikisi de Allah’ın kullarını denemek için görevli bulunmaktadırlar. Takva sahibi mümin bir kulu, Allah cevap vermede sebat sahibi kılar, cevap vermek için onun kalbine Allah öyle bir güç katar ki, sorulan sorulara hiç çekinmeden cevap verir. Mümin o iki melekten korkmadığı gibi kılı bile kıpırdamaz, herhangi bir ürpertiye kapılmaz.

Kâfir ve Münafık olan kişi ise, kabirde onları görür gör­mez korkup ürpermeye başlar. Herhangi bir cevap vermeye güç yetiremezler. Korkudan adeta ödleri patlar. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

Allah Teala sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında, hem de ahirette sapasağlam tutar. Zalimleri ise Allah saptırır, Allah dilediğini yapar.” (İbrahim, 14/27)

Buhari ve Müslim’in Bera b. Azip’ten rivayetlerine göre, Bera Peygamber’in (as) şöyle buyurduğunu söylemiştir:

Ahirette, sağlam sözle iman etmiş olanlardan kasıt, kabirde söz konusu iki meleğe cevap vermeleridir.[2]

Abdurrahim Ber’i de diyor ki:

Herkesin bir günü var biter eceli onda

Ölüm, dar bir kabir, döndürülür onda

Münker ve Nekir sorguya alırlar

Cevapta şaşıranı hesaba çekerler

Şunu da bilmelisin ki, ölü kabre konulup üzerine de top­rak serpilip kabri düzeltilince, adı geçen iki melek ona gelir­ler.[3]

Bu iki melek mümin olan kimseye ayakları tarafından gelirler. Böyle bir anda hemen namaz ibadeti karşılarına diki­lir. Ayakları namaz adına konuşmaya başlayarak, sizin bu­rada işiniz yok, uzak durun bu adamdan. Çünkü bu adam Allah rızası için benim üzerimde uzun bir müddet ayakta dikilip kaldı.

Bu defa o iki melek ölenin başı tarafından ona gelirler. Bu anda da oruç ayağa dikilir ve ağız oruç adına söze başlar. Bu adamdan uzak durun, Sizin bura bir işiniz yoktur. Çünkü bu adam uzun bir süre sırf Allah rızasını elde etmek için aç ve susuz kaldı, diyerek engel olurlar.

Bu defa iki melek ölen kimseye sağ tarafından yaklaş­mayı denerler. Bu sırada zekat önlerine çıkar ve der ki. Uzak durun bu adamdan, sizin ona yaklaşmanız mümkün değil­dir. Bu seferde eller zekat adına devreye girip konuşurlar ve derler ki; bu adam sırf Allah rızasını elde etmek için fakir ve yoksullara varlığından dağıtıp durdu. Bunun için size izin yok.

O iki melek bu seferde ölenin sol tarafından yaklaşmayı denerler. Bu sırada da hemen hac ve cihad ibadeti veya bunlardan biri devreye girer. Bu seferde beden konuşmaya başlar. Beden sizin bu adama yaklaşma hakkınız yoktur, bunun için bir yol bulamazsınız. Çünkü bu beden Allah yo­lunda sı­kıntı ve zorluklara katlandı, der. Artık o ikisi söz ko­nusu ölen kişiyi tıpkı bir damadı zifaf gecesinde uykusundan uyandırır gibi uyandırırlar. Uyanan kişi, gelen iki meleği tanır, onlardan herhangi bir korku ve ürpertiye kapılmaz. İkisi sor­gulamaya başlarlar veya bu ikisinden biri der ki:

—Rabbin kimdir? O da Rabbim Allah’tır, der. Sonra iki melek, söyle o halde hangi dindensin? O da, Dinin İslam di­nidir, cevabını verir. Bu seferde hani şu ahir zamanda gön­derilecek olan bir adam vardı, onun hakkında ne diyeceksin, diye sorduklarında, adam, yani Muhammed’i mi demek isti­yorsunuz? Onlar da evet, derler. Bunun üzerine adam, o Allah’ın elçisidir. İki melek bu defa; sen dünyada iken de bu­nu söylerdin. Artık rahat ol, endişe etme, gözün aydın olsun, rahat içerisinde uyu. Artık bundan böyle kabrinden cennete bir kapı açılır. Buradan cennetteki yerini görür. Gö­zünün alabildiğine kabri genişler, kabrinin içi aydınlanır, içe­risi ona rahatlık, huzur ve esenlik sağlar.[4]

Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

Fakat ölen kişi Allah’a, yakın olanlardan ise, ona ra­hatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.” (Vakıa, 56/8889)

Ebu Davud dışında Müslim, Ahmed b. Hanbel ve Sünen imamlarının İbn Ömer’den yaptıkları rivayete göre Allah Re­sulü (as) şöyle buyurmuştur:

Herhangi biriniz ölünce, eğer kendisi cennetlik olanlardan ise, sabah ve akşam cennetteki yeri kendisine gösterilir. Eğer cehennem ehlinden ise kendisine sabah ve akşam cehennemdeki yeri gösterilir, kendisine işte burası senin yerindir, bu durum ta ki kıyamet gününde Allah seni yeniden dirilteceği güne dek böyle sürüp gide­cektir.[5]

Gelen bir haber yani hadiste belirtildiğine göre şöyle buyrulmuştur:

Kim Allah’ın mescitlerini aydınlatırsa Allah da onun kabrini aydınlatır.” Yine yüce Allah’ın Hz. Musa’ya vahyettiği şeylerden biri de şu gerçektir: “Hayrı, iyiliği öğren ve bunu insanlara da öğret. Çünkü ben, ilim öğrenenin ve öğre­tenin kabirlerini aydınlatacağım ki böylece oradaki yerin­den ötürü korkuya kapılmasın.” Bir hadiste de şöyle buy­rulmaktadır:

Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya ce­hennem çukurlarından bir çukurdur.[6]

Kâfir ile Münafık kimsenin durumuna gelince, söz ko­nusu iki onların karşısına anlatılan ve bilinen şekil ve suretle inerler. Her ikisi de o ölmüş olan kâfir veya münafık kimseyi, şiddetle ve azarlayarak uyarırlar. Öyle ki müminde görüldüğü gibi bunun yanında herhangi bir koruyucusu ve savunucusu bulunamayacaktır. Kabirdeki kişi o iki meleği görünce onlar­dan korkusu sebebiyle büyük bir dehşete kapılır. O iki melek ona şu soruları yöneltirler:

Senin Rabbin kimdir? O da Ne diyorsunuz, ben bilmiyo­rum, der. Ya da kendilerinden birini göstererek bu kimdir, diye sorarlar. O da, şu mu, diye söyler sadece. Sonra iki melek ona; Dinin nedir, diye sorarlar, O da, ne diyorsunuz, bilmiyorum, der. Bu defa o iki melek, Hz. Muhammed’i kast ederek, şu ahir zamanda gönderilecek olan adam hakkında ne dersin, diye sorarlar. Adam, yine bilmiyorum diye cevap verince o iki melek ona, bilmez ol, okumaz ol diyerek, ikisi de adamı demirden bir tokmak ile ensesinden yani iki kula­ğının arasından döverler. Adam öyle bir çığlık atar ki, insan­lar ve cinler dışında her canlı o çığlığı duyar. Eğer söz ko­nusu tokmak ile dünyadaki dağlardan en yüksek bir dağa indirilseydi, vurulsaydı, dağ yerinden duramaz, toz duman oluverirdi.

Artık bundan sonra bu kişinin kabrinden cehenneme bir pencere açılır. Kişi açılan bu pencereden cehennemdeki yerin görür. Nitekim yüce Allah Firavun ailesinden söz eder­ken şöyle buyurmaktadır:

Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine so­kun, denilecek!” (Ğafir/Mümin, 40/46)

Nitekim az önce de geçtiği gibi, daha önce Müslim, Ahmed b. Hanbel ve Sünen sahipleri tarafından İbn Ömer’den rivayet olunan bir hadisi zikretmiştik. Kabir onu öylesine bir sıkar ki, adeta kemiklerini birbirine geçirir. Daha sonra kabir ateş olarak o adamın üzerinde yanmaya başlar. Buhari ve Müslim, Hz. Aişe (ra)’den rivayet ediyorlar. Pey­gamber (as) şöyle buyurmuştur:

Şüphesiz kabir azabı haktır. Onlar kabirlerinde öyle bir azap görürler ki, bunu insan ve cinler dışında tüm hayvanlar, canlılar duyarlar.[7]

Buhari, Müslime ve Sünen sahipleri İbn Abbas’tan (ra) rivayet ediyorlar. Dediğine göre Allah Resulü (as) iki kabrin yanından geçerek şöyle buyurmuştur: “Bu ikisi şuanda ka­birlerinde azap görmektedirler ama azap sebepleri öyle çok ağır olan sebeplerden dolayı değildir. Bunlardan biri toplum arasında söz götürüp getirirdi, nemam idi, diğeri ise ufak abdestini yaparken, ufak abdestin sıçrantılarından kendini sakınmazdı.[8]

Nitekim bu durumda olanların kabirde ayrıca onları ce­zalandırmaları, onlara azap etmeleri için yılan, akrep ve çıyan gibi varlıklar musallat kılınır. Bu hayvanlar ta ki kıyamet gü­nünde yeniden diriltilecekleri güne dek onlara hep azap eder dururlar.

İbn Ebu Şeybe ve İbn Mace Ebu Said Hudri’den rivayet ediyorlar. Ebu Said Hudri (ra) Allah Resulünden şöyle buyur­duğunu işittiğini söylemiştir:

Kâfir olan kişiye kabrinde 99 ejderha musallat kılı­nır. Bu yılan ve ejderhalar ta kıyamet kopana dek, kabir­deki kâfir ve münafıklara böylece sokmak suretiyle azap ederler. Eğer bu ejderhalardan sadece bir tanesi yeryü­züne bir üflese, onun zehirinden yeryüzünde yeşillikten eser kalmaz, hiçbir bitki yeşermezdi.[9]

Anlatıldığına göre beraberce yolculukta bulunan kimse­lerden biri yolda vefat eder. Arkadaşları ona bir kabir kazar­lar. Ne zamanki ona bir lahit hazırlamaya koyuldular, hemen ortalıkta bir sürü yılan beliriverir. Arkadaşları kazdıkları o kabri bırakır ve bir başka kabir açarlar ama nez aman kabre indirmek ve lahde koymak istemişlerse, aynı şekilde yine yılanlar ortaya çıkar. İkinci kabri de bırakıp bir üçüncüsünü kazdılar ve fakat aynı durumla karşılaştılar. Bunun üzerinde durum hakkında şaşkına döndüler ve işi dönemlerinin ilim adamlarına götürmeye karar verdiler, buna bir çare aradılar. Derken Süfyan-ı Sevri’nin yanına geldiler. Arkadaşlarının durumunu ona anlattılar. O da onlara: “Gidin arkadaşınızı kazdığınız mezarlardan birine gömün. Çünkü siz tüm yeryü­zünü kabir olarak onun için kazsanız, aynı durumla karşıla­şacaksınız. Çünkü sözünü ettiniz arkadaşınız ona buna laf götürüp getiren yani nemam olan biridir Bildiğimiz kadarıyla bu dudumda olanlara Allah kabirlerinde azap için yılanları başlarına musallat kılacakmış, bu da öyledir” dedi.

Yine hikâye olunduğuna göre Cabir adında salih olan bir adamın bir kardeşi vefat eder. Cabir denen bu şahsında ger­çekten Allah için samimi dost ve kardeşleri varmış. Birbirle­rine, haydi, Cabir kardeşimizin kardeşi vefat etmiş, gidip başsağlığı dileyelim, taziyede bulunalım, derler. Birlikte ar­kadaşlarına geldiklerinde, bu kardeşlerinin taziyeleri kabul etmediğini, adamın büyük bir üzüntü içerisinde kıvrandığını gördüler. Bu üzüntüsünün ve sıkıntısının sebebinin ne oldu­ğunu, kendisinin Allah’tan korkan takva sahibi ve arif biri olduğunu söylediler.  O da gelen din kardeşlerine şu cevabı verdi:

“Allah’a yemin ederim ki benim kardeşim sebebiyle as­lında bir üzüntüm ve sı

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/4/2008 - kutlu doğum haftası

Kategori: guzel dinimiz

Arkadaşlar Lütfen Blogumun Sayfalarını katagorilerden Seçin Emin Olun Daha Çok Eğleneceksiniz İyi Eglenceler Sevgiler Gizoş...

 

Kutlu Doğum Haftası hakkında genel bilgi

Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından "Mevlid Kandili" olarak kutlanmaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilân etmiştir.
2006 yılı "Kutlu Doğum (Hz. Peygamberi Anma ve Peygamberlere Saygı) Haftası" hepimize mübarek olsun.

 

Sevgili Peygamberim

 

Sevgin ile seni andım,
Sevdim seni Peygamberim.
Seni andım, aydınlandım,
Sevdim seni Peygamberim.

Çağırarak kutlu ize,
Önder örnek oldun bize,
Sevgileri dize dize,
Sevdim seni Peygamberim.

Yüreğimde kutlu sözün,
Nurlar saçar o gül yüzün,
Geceleyin ve gündüzün,
Sevdim seni Peygamberim.

O anlattı İslâm nedir,
İlim, ahlâk, insan nedir,
Adın her an dilimdedir,
Sevdim seni Peygamberim.

Son peygamber, kutlu insan,
Dost ve düşman ona hayran,
Odur derde ilaç, derman,

Sevdim seni Peygamberim.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

Canım kurban olsun senin yoluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
Şefâat eyle bu kemter kuluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Mü'min olanların çoktur cefâsı,
Ahirette olur zevk-u sefâsı,
On sekiz bin âlemin Mustafâ'sı,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,
Kûrsûn üstünde cevlân eyleyen.
Mi'râcda ümmetin Hak’dan dileyen,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
Anı seven günahlardan beridir,
On sekiz bin âlemin serveridir,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümânsız
Sana uymayanlar gider imânsız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

 

 

Arkadaşlar peygamber efendimiz için e-kartlar hazırlayıp akşam koyacağım şuan evde olmadığımdan dolayı koyamıyorum sevgiler gizoş....

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/3/2008 - allah'ın kelamı

Kategori: guzel dinimiz

Arkadaşlar Lütfen Blogumun Sayfalarını katagorilerden Seçin Emin Olun Daha Çok Eğleneceksiniz İyi Eglenceler Sevgiler Gizoş...

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Konuşma. Allah'ın Sübuti sıfatlarından. Allah'ta bulunması zorunlu olan konuşma niteliğini belirtir. Allah bu sıfatı ile peygamberler aracılığıyla emir ve yasaklar koyar, haberler verir. Ancak konuşmasının mahiyeti bilinemez.

Kur'an'da Allah'ın konuşma niteliğine sahip olduğunu gösteren çok sayıda âyet vardır. "Musa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmaya gelip de Rabb'i onunla konuşunca... " (el-A'raf, 7/143), "De ki: "Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz: tükenir" (el-Kehf, 18/109), "Ve eğer ortak koşanlardan biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanma al ki, Allah'ın sözünü işitsin... " (el- Tevbe, 9/6) ve "Kıyamet günü Allah ne onlarla konuşacak ve ne de onları temizleyecektir." (el-Bakara, 2/ 174) bu âyetlerden yalnızca birkaçıdır.

Kelamcılara göre Allah'ın Kelam sıfatı ile nitelenmesinin zorunlu olduğu akıl yürütme yoluyla da kanıtlanabilir Kelam bir olgunluk, kemal niteliğidir. Bu nedenle Allah'ın Kelâm sıfatı ile nitelenmesi zorunludur. Allah bunun tersi olan konuşmama ve dilsizlik niteliğinden münezzehtir. Diri olan varlık konuşma niteliğine sahip değilse, konuşmama ve dilsizlik gibi afetlerle nitelenmesi gerekir. Oysa Allah tüm eksiklik ve kusurlardan uzaktır. Tüm peygamberler Allah'ın kelâmını insanlara aktarmış, O'nun emir ve yasaklarını, haberlerini bildirmişlerdir. Bu, bütün peygamberlerden mütevatir olarak gelmiştir. Peygamberlerin elçilik görevi de ancak Allah'ın kelam sıfatı ile mümkündür. Allah'ın konuşma niteliğine sahip olmaması durumunda risalet görevinden de söz edilemez. peygamberlerin varlığı ve bildirdikleri Allah kelamı Allah'ın konuşma niteliğine sahip olduğunun kanıtıdır.

Allah, peygamberlerle konuşur. Ancak bu konuşma iki insanın karşılıklı konuşmalarına benzetilemez. Bu konuşmanın biçimi Kur'an'da şöyle belirtilir: "Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle (ilham yoluyla, kulunun kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder" (eş-şûrâ, 42/51). Allah'ın "perde arkasından" konuşması, Hz. Musa (a.s) ile olduğu gibi bir ağaç ya da benzeri bir nesne aracılığı ile konuşmasıdır. Bir elçi göndermesi de kelâmını bir melek (Cebrail) vasıtasıyla vahyetmesidir.

Kelamullah ve Kelam-ı Kadim deyimleri Kur'an'ı dile getirir. Allah'ın mütekellim (konuşan) ve Kur'an'ın da Allah'ın kelamı olduğunda tüm İslam mezhepleri görüş birliği içindedirler. Ancak Kur'an'ın Kelam sıfatı gibi kadim (ezeli) mi, yoksa mahluk (yaratılmış) ve hâdis (sonradan olma) mı olduğu konusunda çok farklı görüşler öne sürülmüş, çok şiddetli tartışmalar yürütülmüştür. Bu konudaki belli başlı görüşler Selef, Mutezile ve Eş'ariye ile Mâturidiyye tarafından savunuldu.

Selef'e göre Kur'an Allah'ın kelâmıdır ve mahluk değildir. Allah'la kaimdir ve O'ndan ayrı değildir. Kur'an ne yalnız anlam, ne de yalnız harflerden ibarettir; her ikisinin toplamından oluşur. Allah harflerle konuşur, harfler de mahluk değildir. Kulun okuyuşu, sesi ve okuma fiili yaratılmıştır, Allah ile kaim değildir. Fakat dinlenilen Kur'an mahluk değildir, Allah ile kaimdir. Allah'ın kelâmı Cibril vasıtasıyla inzal olunan anlamın hikayesi değil, ibaresidir.

Selef'in benimsediği anlayışın tam karşısında Mutezile'nin görüşleri yer alır. Mu'tezile'ye göre Kur'an ses, harf, âyet, sûre vb.lerinden oluşmakta; telif, tanzim, tenzil, inzal gibi hudûs (sonradan olma) nitelikleri taşımaktadır. Bu nedenle kadim değil, mahluktur. Allah'ın konuşması, mütekellim olması, kelamı belli bir mahalde, örneğin Cebrail'de, peygamberlerde, Levh-i Mâhfuz'da, insanın okuyuşunda yaratmasıdır. Kur'an'ın kadim (ezeli) olması, Allah'ın zatı ile birlikte ikinci bir kadimin daha bulunması demektir. Bu da tevhide ters düşer.

Eş'ari ve Maturidi kelamcılar Selef ile Mutezile arasında bir yol izlediler. Bunlar kelamı "nefsi" ve "lafzi" olmak üzere ikiye ayırdılar. Nefsi kelam (kelam-ı nefsi), Allah'ın zatı ile kaim, mahiyetini anlayamayacağımız ezeli bir sıfattır. Lafzi kelâm (kelâm-ı lafzî) ise nefsi kelâma delalet eden ses ve harflerden oluşan Kur'an'ın lafzıdır. Bu lafzî kelam hudûs (sonradan olma) nitelikleri taşıdığı için ezeli değildir, mahluktur. Eş'arî ve Maturidîler nefsi kelâmın işitilip işitilmemesi konusunda ayrılmışlardır. Eş'arîlere göre nefsi kelam işitilebilir. Çünkü varolan bir şeyin işitilmesi de mümkündür. Maturidîler ise nefsi kelamın işitilemeyeceğini savunurlar.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/3/2008 - kandil e-kartları

Kategori: guzel dinimiz

Arkadaşlar Lütfen Blogumun Sayfalarını katagorilerden Seçin Emin Olun Daha Çok Eğleneceksiniz İyi Eglenceler Sevgiler Gizoş...

 

Arkadaşlar bu e-kartların hepsini ben psp-as de yaptım...

 

TEKRAR TEKRAR KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN GÖNLÜNÜZ HUZUR İLE DOLSUN

 

 

 

 

 

sevgiler gizoş....

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Merhaba arkadaşlar ben 14 yaşındayım 8. sınıfa geçtim,ben eskiden www.blogcu.com/sekerkizgizem iken şimdi bu blog adresini kullanmaya karar verdim nedeni ise sekerkizgizem isminin çok cocuksu olması neyse burası bir eğlence blogu artık eğlenme vakti geldi iyi eğlenceler tatlı dakikalar...

Kategoriler

  • avatarlar
  • bebisler
  • benden yazilar
  • blogcu arkilerime yardim
  • bu resimler sahane
  • diledigin kadar oyun
  • dizi ve unlu resimleri
  • farkli türde resimlerim
  • farkli türde yazilarim
  • guzel dinimiz
  • guzel ilcem yayladagi
  • hareketli manzaralar
  • hazir mesajlar
  • hediyelerim ve hediye ettiklerim
  • hepsi grubu
  • isteklerr
  • komik mesajlar ve yazilar ve siirler
  • komik resimlerim
  • msn ifade ve yazilari
  • okuldaki en matrak kelimeler ve yazilar
  • oyunlar,eglenceler
  • psp asp ve diger resim calismalarim
  • resimli siirlerim
  • sevgiye ozel
  • simli ve karisik gifler
  • sobeeee
  • Arkadaşlarım

    elifnur97
    ipek1998
    sirinifadeler
    defnegirl
    mutlulukkapisi
    laylailedans
    fulingirl
    elzschen
    qissem
    kardelen13
    balimcimtugcem
    nurcennet
    hepsisekerkizlar
    claretredblue96
    4khepsi
    yoshy1995
    mavikartopu
    bilsu
    kristalpembe
    eylemle
    refikabusem94
    gamzekiz12
    sihirperisi
    moligirl
    lizakiz
    gizostanyardim
    destina9
    melikenindunyasi
    sindy73
    happyelif
    freegirlozlem
    aykaptani
    stellagizos10
    tiktaknaz
    azmavi
    esraningunlugu
    winxharikaa
    DuyguBulutu
    asenahepsi
    2denizkizi
    gezegenlereyolculuk
    cemlekizkodlar
    zeynokiz
    ortamkaynak
    perilerkasabasi
    winxbestebuse
    winxguzeli99
    renklerulkesi
    zuckerdame
    selingirl
    sekerkiz14
    tiagirl
    edanurgirl
    pinkclub3
    cemreesra
    bloomozge10
    darkoftheworld
    pasam39
    ereninhayranieda
    iremkiz
    1prenses
    siladankodlar
    dorina11
    koddunyam
    winxaysegul9
    shekersimge
    ritagirl
    cicekcikiz
    25sevil1995
    sekerkizgizemdendollzlar
    sekerkizgizemdenyardim
    busray
    barbiesinemdenkodlar
    seraplaherseyyy
    gulumseyisim
    gruphepsiii666
    ciddikiz
    sekerkiz94
    sekerkizirem
    sekerkizeren
    pinkclub
    kizlarulkesi
    eglenceligencgirl
    iremax
    giflerulkesi
    sihirlimelek1
    crazyygirllgizemm
    altinlale
    ciciKizSeDeF
    modabahcesi
    busekizdanbanner
    eglence54
    gizemliwinx
    winxemineadil
    daisy1
    demetkiz3
    sevgiciniselen
    supinari
    angelkiz